Çok ilginç. Oha falan olunur o derece..
30 Haziran 2009 Salı
...
Kafamdan bir tel saç düştü biraz önce. Böyle havada süzülüşünü ve masanın üzerine düşüşünü izledim. Düştü , kalp şeklini aldı birden.
...
Cidden ne yapacağımı bilmiyorum. Zaman ilerliyor ve ben boş boş bakıyorum saate. Annem arayacak belki. Çok korkuyorum. Nasıl diyeceğim ben sınavım kötü geçti diye? Hayal kırıklığı kötü şey. Babamda küstü zaten. Ulan hayatımın en boktan 2 senesini yaşıyorum.
...
Haa bir de unutmadan , çok güzel bir kızdan hoşlanıyorum sanırım :] Böyle heyecan , bi gülümseme falan oluyor anlamsızca.
Bakalım..
2 aydır amaçsız yaşıyorum. Şuan için hayattan pek bir beklentim yok. Sadece "o"u bekliyorum.
Belki gelir ha ne dersin?
Buna bende çok inanmıyorum ya. İpler koptu artık. O kadar çabalamama rağmen başaramadım.
Okulda da çaktım zaten. Geçen sene zaten berbattı. Bu senede pek farklı sayılmaz. Sadece bütünlemelere girdim işte. Geçen sene hiçbir bütünlemeye girmemiştim. Salaklık bildiğin. Başka bi bok değil.
Neyse işte bu sene girdim bütünlemelere , 100'lük kağıt verdim , hoca gitti 80 verdi. 55'den kaldım. Geçme notu 60. Anlam veremedim neden böyle bir şey yaptı. Ama gidip konuşacağım bu hafta içinde.
Diğer bir sınavımda ise boş kağıt vermeme rağmen sanırım hoca 80 vermiş. Tabii okulun sitesi beni yamultmuyorsa. Geçmiş oluyorum hemde tam 60 ortalama ile. Ucu ucuna yani.
Sonra efenim Türk Dili sınavından da 72 almışım , ilk sınavım 44 idi. Yine 61 not ortalaması ile ucu ucuna geçmiş bulunuyorum.
Hayırlısı neyse o olsun..
Seneye ayvayı yedim ama. Hem 2 senenin derslerini vermeye çalış hemde tekrardan öss'ya hazırlan. Zor olacak çok zor..
29 Haziran 2009 Pazartesi
28 Haziran 2009 Pazar
Kişi
2 kişiyi birden düşünmek çok zor. Hatta 3. Çünkü insan kendini düşünmeden yapamaz.
Seviyor muyum onu? Ona aşık mıyım? Unuttum mu? Hiçbir şey bilmiyorum. Kafam çok karışık. Aşk çok zor bir olaymış bunu anladım. Taşları yerine oturtmak cidden çok zor.
Ulan bunlardan önemli olan bir şey var. Aileme sınıfta kaldığımı nasıl açıklayacağım ben? Buyrun cenaze namazına..
İşte böyle bir şey
Oysa ki o kadar çok sevmiştik ki birbirimizi.. Her anımız dolu doluydu... Bambaşkaydı..İnanılmazdı..
1,5 sene süren bir rüyaydı , hayaldi , bulut gezintisiydi. Ve biz bu 1,5 senenin çoğu kısmını birbirimizden uzak geçirdik. Birlikte olduğumuz zamanlar paha biçilemezdi. Anlatılamazdı. Her saniyeyi ona dokunarak geçirirdim. Çünkü bilirdim bu saniyeler , dakikalar , saatler , günler bitecek ve tekrar ayrılacağız birbirimizden.
Böyleydi işte.
Şimdi öfkeliyim , kinliyim. Sürekli sorguluyorum kendimi. Nerde hata yaptık , yaptım diye. Yada her şey yalan mıydı? Olamazdı. Yalan olamazdı. Adım gibi biliyorum bunu.
26 Haziran 2009 Cuma
Şıp.
Evet akıyor , akıyooor , aaaaktıııııııııığğ...
Bir damla ter...
Böyle sırtımdan başlayarak , kendine sırt kıvrımımı yol alarak aşağıya doğru hızlı ve kararlı bir şekilde süzüldü , gitti. Acayip bir his bu. Sanki sırtımda dolaşan ter damlası değil de usta bi masözün yumuşak parmakları. Masaj yaptırmak ne güzel bir duygudur kim bilir. Böyle saatlerce uzanacaksın , ayak parmaklarından başlayarak boynuna hatta kafa tasına kadar masaj yapacak.
Ulan yine konu ebesinin şeyine kaçtı..
Efenim bugün , yurdumuza balkanlardan gelen sıcak hava dalgası ile ilgili birkaç kelam edeceğim.
E-de-mi-yo-rum..
Yok lan parmaklarım klavyenin tuşlarına yapıştı. Bu nasıl bir sıcak ey yüce rabbim?
22 Haziran 2009 Pazartesi
Telefon görüşmesi.
Uzun zamandır korku ile beklediğim ve nasıl konuşmam gerektiğini düşündüğüm telefon görüşmesini geçen gün yaptım. Beklediğim üzere arayan annem değil babam olmuştu. Buda telefonu ilk açtığım zaman baya bir ürpermeme ve ne diyeceğimi bilmez bir hale bürünmeme sebep oldu. Çünkü hem uzundur zamandır babamla konuşmamıştım hemde sorulan sorulara vereceğim cevapları babama değil anneme vermek üzere kendimi hazırlamış ve planlamıştım. Ama dakka 1 gol 1 oldu.
Neyse efenim arayan babam gayet içten ve babacan bir ses tonuyla ne yaptığımı sordu. Bende evde oturduğumu söyledim. Bunu gibi hal hatır sormalardan sonra asıl arama sebebi olan ders notlarıma gelmişti sıra. Bende heyecan ve korku ile bu anı bekliyordum tabiki. Ve babam "hani arayaktın cuma bitmişti sınavların" diyerek hem sitemkar hemde merakla vereceğim cevabı bekliyordu. Bende bir o kadar korkarak ve çekinerek 4 dersten kaldığımı zar zorda olsa söyleyi verdim. Ama ömrümden ömür gitti tabi. Bunu söyledikten sonra kısa bir sessizlik oldu ve ben acı bir şekilde yutkundum , üzüldüm ve ağlamaklı oldum. Çünkü verdiğim sözü yani okulu zamanında bitirme sözünü tutamamıştım. Aileme hiç bir konuda sıkıntı ve üzüntü vermeyen ben , yine ders konusunda onları üzmüş ve büyük bir hayal kırıklığına uğratmıştım. Bunları ben düşüne dururken babam kötü notlarımın sebebini sordu. Bende derslere kendimi veremediğimi ve zor olduklarını söyledim. Babam neden derslere kendimi veremediği sordu ve "ne yaptın yattın mı dedi". Yani kıçını devirip yattın mı demek istedi üstü kapalı. Bu sorununda cevabı verdikten sonra derslerden geçemezsen ne olacağını sordu. Bende seneye sınavlara gireceğimi söyledim. Tabi bu kısa ama öz konuşma sırasında benim ses tonum 5 yaşındaki bir çocuğun yaptığı yaramazlıktan sonra babasına verdiği hesaptaki gibiydi. Yani ağlamaklı ve titrek bir ses tonuyla. Bu yüzden de konuşmayı çok uzatmak istemeyip babama "gelince konuşalım baba" deyip o an için kurtulmak istedim. Ve oldu da. Telefonu kapattık , ben ağlama başladım. Evet o devasa adam 5 yaşındaki bir çocuk gibi ağlamaya başladı. Ama iyi de oldu. Çünkü zırlamam bitince ne kadar çok rahatladığımı farkettim.
Buradan aileme seslenmek istiyorum; Bazen insanların elinde olmayan nedenlerden dolayo hayatları sekteye uğrayabilir. Baba nasıl sen çok çalışsanda işlerin elinde olmayan nedenlerden dolayı kötü ise. Benimde elimde olmayan nedenlerden dolayı derslerim kötü. Elimde değildi. Çaba sarfettim senin gibi baba. Hırsta yaptım bana hırs yapmadın deme. Size ne kadar çok teşekkür etsem azdır. Hakkınızı ödeyemem. Sizleri çok seviyorum. Bana güvenin seneye okul hayatımla ilgili verdiğim bütün sözleri tutacağım. Göreceksiniz..
10 Haziran 2009 Çarşamba
8 Haziran 2009 Pazartesi
*
Evet yavaş yavaş doluyor burası. Alışıyorum yavaş yavaş. Alışkanlıklarımdan kolay kolay vazgeçebilen bir adam da değilim.
Ciğer manyağı kedi.
Ciğeri çok seviyorum. Ciğer dedin mi akan sular durur. Arnavut olsun Arap olsun farketmez benim için. Irk ayrımı yapmaksızın çok seviyorum. Böyle yağlı olacak , bol acılı bir de yanına pilav. Veya ekmek arası olarak. Ama ekmek tost makinasında bastırılmış ve yağa bandırılmış olacak. O yağ ekmeği ısırdığımda hafif hafif akacak. İçecek olarakta kola. Ama pepsi. Hergün yiyebilirim. Hergün yiyorum..
Uyumak.
Uyumak dünyanın en güzel şeylerinden biri olsa gerek kimilerine göre. Taa ki bu sabaha kadar bana göre de öyleydi aslında. Ne oldu da değişti derseniz eğer bu gün uyuyakaldığım için önemli bir sınavıma giremedim. Nasıl uyumuşsam artık terden bir yatağa yapışmadığım kalmış. Ha şu da var. Ben yaz aylarında bile yorganla yatan bir adamım. Bilmem çok seviyorum yorganı. Yorgan güzel şey vesselam.
Neyse efenim işte bir uyandım saat 2. Hava gavur amı gibi yanıyo afedersin , ben zaten kendimden geçmişim. Elim ayağım tutmuyor uykusuzluktan. Ulan yuh saaat 2'de uyanmışsın daha ne uykusuzluğu diye sormayın. Çünkü sabah ezanı ile birlikte uyudum. İmam camiye giderken bende ona el salladım ve öyle girdim yatağıma. Neyse uyandım gittim elimi yüzümü yıkadım geçtim bilgisayarımın başına. Rutin olarak download'umu kontrol ettim , mail'lerime göz attım , facebook'a baktım. Yemekti müzikti derken tekrardan uykum geldi. Saat tabi oldu 5. Bir yarım saat daha dayanabildikten sonra yatağın sıcacık kollarına bıraktım kendimi. Ama ne bırakış. Resmen baya bir yüksekten yere düşen koca bir domates gibi. Korkuyorum yatak kırılacak diye ama bu fanteziyide çok seviyorum nedense. Efenim tekrar uyuduktan sonra , yarım saat önce tekrar uyandım ve inanır mısınız hala uykum var. Yuh! Hala ne uykusu lan?! Tamam çok uyuyorum ama ne yapayım uyumak dünyanın en güzel şeyi.
7 Haziran 2009 Pazar
(!)
Sistemi çözmeye çalışıyorum. Ne nasıl yapılmış , hangi renk , hangi yazı stili vsvs.. Daha kolay yaparbilirdiniz!
"Balık Öpücüğü nedir" sorusunun cevabı..
Bu sorunun cevabı hiç bir zaman öğrenilemeyecek. Evet , ne yazık ki hiç bir zaman..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)