Samsun'a geleli birkaç gün olmasına rağmen , ailemi özlediğimi söyleyemem. Bu kanıya bu sabah arabayla gezmeye giderken kapıldım. Birden aklıma "ailemi özledim mi acaba?" gibi bir soru takıldı. Tereddütlü bir şekilde de olsa "hayır" dedim içimden. Ama , yine hayırlı bir evlat olarak , kendime gerekli açıklamayı yaptım. Çok özlemediğimi , ama tabii ki onlar olmadan ayakta duramayacağımı , tek başıma hayatın zorluklarına göğüs geremeyeceğimi söyledim kendime. Ailemi çok seviyorum yahu! Anneciğimi , babacığımı ve küçük kardeşimi. Ahh küçüğüm , ne çok özlemiştir beni.
Azizim , acvar diye birşey var , böyle acılı acayip bir yiyecek. Hastalık gibi. Onu kahvaltı masasında görmek , taa geceden , ekmeğin içinde durduğu anı hayal etmek. Anlayamazsın azizim anlayamazsın.
Bugün de sabah kahvaltıda ikinci favorim olan patatesliiiii omleeeeeeet vardı! Yehaaaa dedim lan görünce. Yine hemen bir hayal kurdum. Taze kaşar :D , patatesli omlet ve vokalde acvar...
Yukarda ki paşalara layık kahvaltıyı ettikten sonra , dün yengemin aldığı Terminatör: Salvation adlı filmi izledik. Burda size eleştirmelik yapıp , filmi anlatmayacağım. Sadece benim de dikkatimi çeken birşey var onu diyeceğim. Filmden sonra , çok etkilendiğimden olsa gerek , kendimi Terminatör gibi hissettim. Hani küçük çocuklar süper kahraman filmlerinden sonra. Onlara özenir , onların taklitlerini yaparlar ya... Ayağa kalktım ve odama kadar aynı bir robot gibi , kaskatı ve adımlarım çok yavaş bir şekilde gittim. Sol bacak ile sağ kol ileri , sağ bacak ile sol kol ileri. Her adımda kolum ve bacağım aynı anda ileri atıldı. Senkronize bir şekilde...
Neyse o anda telefon geldi , yengemler salı günü gideceğim için , gitmeden beni gezirmek istemişler. Go karta gidecekmişiz.
Yoruldum adamım daha sonra devam ederim. Hadi götüne koyayım görüşürüz.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder