Babam öyle dedikten sonra çıktım yukarı. Kasadan para alıp , rakı almaya gittim. Tanıdık diye bazı şeyleri yandaki şarküteriden alıyoruz. Buranın sahibi olan adam beni çok seviyor , her gördüğünde "yakışıklı" veya " delikanlı" gibi kelimelerle hitap ediyor. Sağolsun ben de onu seviyorum. Ama paragöz bir insan. Sanırım bundan dolayı da baya bir malı mülkü var.
Uzun zamandır görmediği için bu sefer daha bir güler yüzle karşıladı beni. Tokalaştık , halimi hatrımı sordu. Epeydir göremediğinden bahsetti , şimdi ne yaptığımı sordu , söyledim. Meraklı da bir adam. Tam hararetli bir soru trafiğine başlayacakken bir müşteri girdi aramıza ben de o anda çalışanlardan birine rakı istediğimi söyledim. Adam sağolsun hemen verdi , rakıyı alıp parayı bizim adam uzattım. 20 lira vermiştim , fiyat 12.5 yazıyordu. Üzerini tam aldım , döndüm , çıktım.
Şimdi bunu anlatmamın asıl sebebi , bizim adamın aslında beni hiç sevmediğini anlamanız içindi. Bana bu denli iyi davranın bir insandan rakıyı eski fiyattan vermesini beklerdim :D Ama verdi. Çünkü dediğim gibi adam paragöz. Peki bu durum çok mu önemliydi? Hayır , değildi.
Neyse geldim dükkana , koydum rakıyı suyu falan indim aşağıya meze almak için. Önceden karar verdiğim gibi haydari koydum bir porsiyon , tekrar çıktım yukarıya. Sağolsun bizim şef masamı hazırlamış. Bir sepet de ekmek aldıktan sonra oturdum , rakımı doldurdum ve başladım içmeye. Özlemişim...
Derken bir 20'lik bitti. Maçın bitimine bir dublelik daha vardı , düşündüm , yoğun ısrarlarda olunca rica ettim bir duble. Unuttum yazmayı , bizim aşçı da çok sever beni. Sağolsun Tekir balığını çok sevdiğimi bilir. Arada hazırlamış , 2. dubleyi yuvarlarken getirdi. Onu da afiyele indirdim mideye. Affetmem...
Son dakikada penaltı kaçırdık. Beni asıl sarhoş eden bu oldu. Gerçi sarhoş da olmadım! Şef son olarak güzel bi cacık ye , iyi gider dedi. Eee işin ustalarını dinlemek lazım. Lazım ama o cacık yüzünden kustum! Neyse ardından bol şekerli iki kahve içince kendime geldim.
Yorgunluktan ölüyordum ve eve gidip uyumalıydım. Zar zor yürüdüm , geldim eve. Direk devrildim yatağa. Ama o da nesi? Gözlerimi kapadığım an bir baş dönmesi. Sanki kafamı biri tutmuş da sallıyor. Yorulduğum için de nefes nefeseyim , dedim ben gidiciyim bu gece. Neyse dalmışım , uyudum öyle.
Ama enfes bir uykuydu!
14 Kasım 2010 Pazar
Bazen içim içme sığmıyor. Derin derin nefes alıp , sanki uçuyormuşum gibi geliyor.
Velhasıl kelam; güzel bir haz...
Velhasıl kelam; güzel bir haz...
9 Kasım 2010 Salı
Rakı
Oooo La La...
Uzuuuun bir aradan sonra yazmaya niyetlendim. Aynı dün akşam ki gibi uzun bir aradan sonra içmeye niyetlendiğim gibi...
Beşiktaş maçı vardı dün akşam. Taaa öğlen saatlerinde içme fikri takıldı aklıma , tv'nin karşına geçip , rakımı yudumlayıp , ufak bir çatal darbesiyle alıp , afiyetle yiyeceğim haydariyi hayal ettim.
Neyse işte tüm gün , ne yesem , acaba rakı mı içsem yoksa bira , meze ne yesem diye düşündüm durdum. Rakı , haydari ve ardından barbun'da karar kıldım.
İşten çıktığım gibi otobüsün dolu olmasını önemsemeden atladım hemen içine. Tabii klasik tıklım tıklım dolu , çeşit çeşit insan ve acaba biri saçlarımı keser mi korkusu :D Ulan ne adamım ya! Ama sırtımı cama verdikten sonra rahatladı içim. Öyle ayakta , hem de yolun büyük bi kısmında koltukların boş olmasına rağmen Kadıköy'e 1.5 saatte gelebildim. Otobüsten iner inmez , yaktım sigaramı. Durak ile dükkan arasında tam bir sigara içimlik mesafe var. E dükkana sigara ile girersem babam görebilir. Uyarmıştı beni çünkü beni "Benim olduğum yerlerde içmeyeceksin" diye köpürerek..
Efendim sigaramı da tam dükkanın önünde attıktan sonra girdim içeri. Babamı göremedim , muhtemelen aşağıda demleniyordu. Çalışanlarla konuştuktan sonra , aşağıya , babamın yanına iniş yaptım.
Selamun Aleyküm dedim kalın bi sesle , babamla çalışan aşçı da şaşkın ve mutlu bi ses tonuyla karşılık verdiler. İyi karşılanmama rağmen bir sorun vardı; babama rakı içeceğimi söyleyecektim fakat nasıl? Döndüm durdum , tam diyeceğim biri geldi böyle 5-10 dakika geçti. E zaten 10 dakika kaldı maçın başlamasına! Dayanamadım , "baba ben rakı içmek istiyorum" dedim. O da "İiiç ne yapayım" dedi. Harika bir baba oğuluz...
Sonra devam ederim...
Uzuuuun bir aradan sonra yazmaya niyetlendim. Aynı dün akşam ki gibi uzun bir aradan sonra içmeye niyetlendiğim gibi...
Beşiktaş maçı vardı dün akşam. Taaa öğlen saatlerinde içme fikri takıldı aklıma , tv'nin karşına geçip , rakımı yudumlayıp , ufak bir çatal darbesiyle alıp , afiyetle yiyeceğim haydariyi hayal ettim.
Neyse işte tüm gün , ne yesem , acaba rakı mı içsem yoksa bira , meze ne yesem diye düşündüm durdum. Rakı , haydari ve ardından barbun'da karar kıldım.
İşten çıktığım gibi otobüsün dolu olmasını önemsemeden atladım hemen içine. Tabii klasik tıklım tıklım dolu , çeşit çeşit insan ve acaba biri saçlarımı keser mi korkusu :D Ulan ne adamım ya! Ama sırtımı cama verdikten sonra rahatladı içim. Öyle ayakta , hem de yolun büyük bi kısmında koltukların boş olmasına rağmen Kadıköy'e 1.5 saatte gelebildim. Otobüsten iner inmez , yaktım sigaramı. Durak ile dükkan arasında tam bir sigara içimlik mesafe var. E dükkana sigara ile girersem babam görebilir. Uyarmıştı beni çünkü beni "Benim olduğum yerlerde içmeyeceksin" diye köpürerek..
Efendim sigaramı da tam dükkanın önünde attıktan sonra girdim içeri. Babamı göremedim , muhtemelen aşağıda demleniyordu. Çalışanlarla konuştuktan sonra , aşağıya , babamın yanına iniş yaptım.
Selamun Aleyküm dedim kalın bi sesle , babamla çalışan aşçı da şaşkın ve mutlu bi ses tonuyla karşılık verdiler. İyi karşılanmama rağmen bir sorun vardı; babama rakı içeceğimi söyleyecektim fakat nasıl? Döndüm durdum , tam diyeceğim biri geldi böyle 5-10 dakika geçti. E zaten 10 dakika kaldı maçın başlamasına! Dayanamadım , "baba ben rakı içmek istiyorum" dedim. O da "İiiç ne yapayım" dedi. Harika bir baba oğuluz...
Sonra devam ederim...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)