12 Kasım 2009 Perşembe

Hatesphere Konseri.

Bir sitede yazdığım yazıyı burayada kopyalayamak istedim.

Buyrunuz.

Yavaştan ben de Hatesphere konserini yorumlamaya başlayayım.


Geceye geç katıldığım için Heretic Soul'u izleyemedim. Burak'ın yorumlarından da anladığım kadarıyla çokta birşey kaçırmamışım.

Kemancıya girmeden önce kendi kendime "şimdi bu adamları o kadar kalabalığın arasında nasıl bulacağım" demiştim ama içeri girer girmez Aytaç gördü hemen beni. Konsere gelenlerin ne kadar az olduğunu anlayın işte... Gittim yanlarına ve öpüşüp koklaştıktan sonra Insistence'ı dinlemeye koyuldum. Bu arada toplamda 10 kişi falan dinliyordu heralde Insistence'ı. Neyse ; Insistence'ı önceden hiç dinlememiştim ama vokalin hareketleri olsun sahnedeki duruşu olsun sağlam gözüktü bana. Sahne hakimiyeti ve seyircilerle olan diyalogu gayet iyiydi. Ama tek rahatsız edici hareketi ise sürekli seyircilere sırtı dönük olmasıydı. Başını tam hatırlamıyorum ama dikkat çekmek için "... burası kadıköy değil" demesi beni baya güldürmüş ve daha da önlere gitmemi sağlamıştı. Kısacası vokal şu sırt dönme dışında gayet iyiydi. Grubun bassçısını yolda görseniz hanım evladı dersiniz. Yani o derece mülayim bir adam görüntüsündeydi. Zaten konser sırasında ki mimikleri , gereksiz yere ağız burun bükmesi hiç inandırıcı değildi. Bence gidip Bülent Ersoy'la çalışmalı.

Grup yeni şarkısını da çaldı ama beni önceki şarkıları kadar etkilemedi. Sertleşme adına körelmiş gibi geldiler. Belkide bu ses sisteminin berbat olmasından kaynaklanmış olabilir.

Sanırım yeni şarkılarını çaldıktan hemen sonra mekanda polis amcalar gördük. İçeride volta atarken "biz burdayız akıllı olun" havalarındaydılar. Tam bu sıralarda Pervane Adam , Sergencore'u tuvalete gizlemişti bile (Burak'a söylemedim ama bu hareketini çok tuttum. Helal olsun sahip çıktı arkadaşına.)

Hemen hemen bir 20 dakika bu volta işlemi sürdü. Tabii Sergencore'da tuvallette mahkum kaldı Ama hardcore adam kabında durmaz. O da bunu bilincinde olarak çıkmış tuvaletten , gitmiş yarı tavuk yarı martı etinden yapılmış döneri yemiş Afiyet olsun


Bir süre sonra yine önceden hiç dinlemediğim One Bullet Left sahnedeydi. Aman tanrım o ne bassçıydı öyle! Adam tam bir mutant. Bass gitar çalmak için yaratılmış adeta. Zaten adam bu öküzlüğünün hakkını bassı çalarakta fazlasıyla verdi. Vokalden çok o vardı sahnenin ortasında. Back vokal olarakta şarkılara katıldı arada. Bassçı ne kadar mutantsa vokalde o kadar 3 çocuklu baba görüntüsündeydi. Çok çabaladı seyircileri önelere çekebilmek için ama nafile. O da Burak'ın dediği gibi önde duran 8-9 kişiyle wall of death yaptırmaya kalktı. Kesin komik bir görüntü olmuştur ama Hatesphere'a ısınmamız gerekiyordu.

Az sonra çok özel anlarımda hayalini kurduğum Özge Özkan sahnedeydi. Yakından görünce görmez olaydım dedim. Sosyetik konsomatris tipi vardı kendisinde. Gruplar beraber söylediği şarkıda da sıçtı tam anlamıyla. Bunda yine ses siteminin kötülüğünün payı vardır ama kendiside hiç istekli değildi.

Saat 11 sularında ilk önce ekran bir kalabalık ardından da keskin bir gitar sesiyle ayaklandık. Biz dışardaydık ve Hatesphere fişeği ateşlemişti. Daldık hemen içeriye ve en önde Burak olmak üzere saflarımızı aldık

Önce ki üç gruba göre izleyenler daha fazlaydı fakat bundan kimse tatmin olmadı. Ama adamlar bunu hiç iplemedi , çalmaya ve içmeye devam ettiler. Konserin bu bölümünde ben de yavaş yavaş gaza gelmiştim. Nispeten One Bullet Left'e göre daha çok mosh pit döndü ortalıkta. Sonlara doğru thrash tayfası falanda katılınca çok gaddar şeyler oldu Kemancıda. Yeri geldi dirsek yedim , gözüm şişti , yeri geldi yere kapakladım. Fotoğraflardan da belli oluyor zaten leş gibi terlemişim

Millet sanki 3 saat tutmuş kendini herkes Hatesphere'da koptu anasını satayım. Son parçalarada baya kalabalıklaştı ortam. Millet kafaları çekti , sapıttı tabi.

Bu sapıtanlar arasında Satyricon t-shirt'lü bi bilekçi zamazingoda vardı. Kafa sallamaktan ve saçma sapan el hareketleri yapmaktan başka bildiği bir cacık yoktu. Sanırım vokaldi tam hatırlamıyorum ama Burak'a verilen suyu elinden alıp etrafa saçtı. Bu su yüzünden de yere uçtum zaten

Sahne önünün sağ tarafında taaa Insestence'dan beri kafa sallayan bir dişi vardı. Ve bu dişi One Bulle Left sahnede iken çeşitli darbelere maruz kaldı. Hatta bi ara elime geldi saçı , küfür ederek yavaşça iteleyerek uzaklaştırdım kendisini


Hatesphere sahnedeykense bu sefer beyaz t-shirt'lü ortalama 40 kilo ve 1.55 boyunda bir dişi belirdi. Kendisi ne yapmaya çalıştı bilmiyorum ama baya bir dayak yedi ahali tarafından Kız bağına o kadar ayının arasında ne işin var?

Konserde en güzel şey vokal Jonathan'ın sempatik hareketleriydi. Şerefe demesi , tesbih sallaması , elleriyle kalp yapması , göbek atması falan seyirciyi iyiden iyiye havaya soktu.


Sonucunda da Burak'la kanka oldular zaten. Aradım , konuştum. Cuma kahveye okey oynamaya gelecekmiş. Ortim Burak olsun dedi. Ordan da fasıla akarız dedi kendisi. Rakı içmeyeli çok olmuş.

Konser sonunda Burak'ın "hatebreed konserinin yanında bu müslüm gürses kalır" demesi çok koydu itiraf edeyim Hala gidemediğime pişmanım.

Kemancıda çalışan kıza da vuruldum lan ben


Hepsini okumayın. Yazım hataları boldur , anlatım bozukluğu fazladır



Burak kot ceketi unutma

0 yorum:

Yorum Gönder